Karabağ Zaferi Türk dünyasında entegrasyonu hızlandırdı

CASCFEN'in yürüttüğü 'Şuşa Bildirgesi'nden Türk Devletleri Teşkilatı'na' projesi kapsamında konuşan İZAZDER Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Özkaya ile KKTC GİAD Başkanı Yusuf Tekinay, Karabağ Zaferi'nin Türk dünyasındaki kültürel yakınlığı somut iş birliğine taşıdığını vurguladı.

Karabağ Zaferi, Türk dünyasındaki tarihî ve kültürel bağların ulaşım, ticaret, savunma, eğitim ve sivil toplum alanlarında kurumsal iş birliğine dönüşmesini hızlandırdı.Ege Üniversitesi öğretim üyesi ve İzmir Azerbaycan Derneği (İZAZDER) Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Yılmaz Özkaya, zaferin Türkiye ile Hazar’ın ötesindeki Türk devletleri arasında yeni bağlantı imkânları doğurduğunu belirtirken, Kuzey Kıbrıs Genç İş İnsanları Derneği Başkanı Yusuf Tekinay, bu kazanımın kalıcı barışa, ekonomik refaha ve kurumsal bütünleşmeye taşınması gerektiğini söyledi.

Değerlendirmeler, Azerbaycan Cumhuriyeti Sivil Toplum Kuruluşlarına Devlet Destek Ajansı’nın 2026 yılı hibe programı kapsamında “Orta Asya ve Güney Kafkasya Söz Özgürlüğü Ağı” Kamu Birliği (CASCFEN) tarafından yürütülen “Şuşa Bildirgesi’nden Türk Devletleri Teşkilatı’na” projesinde yer aldı.

1 Ağustos-31 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen proje kapsamında Türk dünyasının ortak değerleri, entegrasyonu ve gelecek perspektifi 10 ayrı başlıkta ele alınıyor. Röportaj dizisinin yedinci konusu ise “Karabağ Zaferi ve Türk dünyasının birliği” oldu.

“Yeni bir coğrafi bağın önü açıldı”

Doç. Dr. Yılmaz Özkaya, Azerbaycan’ın Türk dünyasının coğrafi bağlantısında kilit bir konuma sahip olduğunu söyledi.

Otuz yıl süren işgalin Türkiye ile Hazar’ın ötesindeki Türk devletleri arasındaki bağlantıyı sınırladığını belirten Özkaya, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesiyle daha geniş bir kara bağlantısı için yeni imkânların ortaya çıktığını ifade etti.

Özkaya’ya göre 2020’den sonra Türk dünyası artık yalnızca kültürel yakınlık üzerinden değil; ulaşım, ticaret, yatırım, bilim ve eğitim ilişkilerinin geliştirilebileceği bütünleşik bir coğrafya olarak değerlendiriliyor.

Dayanışmadan kurumsal iş birliğine

44 günlük savaş sırasında ortaya konulan dayanışmanın sembolik yakınlığı kurumsal zemine taşıdığını belirten Özkaya, 2021’de imzalanan Şuşa Bildirgesi ile Türk Konseyi’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na dönüşmesini bu sürecin iki önemli göstergesi olarak değerlendirdi.

Savunma sanayisi, ulaşım, enerji, yükseköğretim, diplomaların karşılıklı tanınması ve ortak eğitim programlarını öncelikli alanlar arasında gösteren Özkaya, siyasi birlik tartışmalarından önce ekonomik, teknik, bilimsel ve kültürel iş birliğinin derinleştirilmesinin daha kalıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti.

Ortak alfabe önemli ama yeterli değil

Türk dünyasının geleceğinde dil ve bilim alanlarının özel bir yere sahip olduğunu vurgulayan Özkaya, 34 harfli ortak alfabe konusunda varılan mutabakatı önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Bu adımın ortak bilimsel terminoloji, yayın çalışmaları, dijitalleştirilmiş arşivler ve akademisyen değişim programlarıyla desteklenmesi gerektiğini belirten Özkaya, 1926’da düzenlenen Birinci Bakü Türkoloji Kurultayı’nın bu yıl 100. yılının kutlandığını hatırlattı.

Özkaya, alfabe, terminoloji ve ortak edebî dil gibi bir asır önce gündeme gelen konuların bugün de güncelliğini koruduğuna dikkat çekerek, aradaki en büyük farkın bu hedefleri hayata geçirebilecek bağımsız siyasi iradenin artık mevcut olması olduğunu söyledi.

“Ortak irade güçlendi”

KKTC GİAD Başkanı Yusuf Tekinay ise Karabağ Zaferi’nin yalnızca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi anlamına gelmediğini, bölgede yeni bir siyasi gerçeklik oluşturduğunu belirtti.

Zaferin, ortak tarih ve kardeşlik bağlarının siyasi, ekonomik ve stratejik iş birliğine dönüştürülebileceğini gösterdiğini ifade eden Tekinay, Türkiye’nin savaş sırasında Azerbaycan’a verdiği siyasi ve manevi desteğin Türk devletleri arasındaki dayanışmanın güçlü örneklerinden biri olduğunu söyledi.

Tekinay, Şuşa Bildirgesi ile müttefiklik seviyesine yükselen Azerbaycan-Türkiye ilişkilerinin, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesindeki iş birliği açısından da önemli bir model oluşturduğunu kaydetti.

Sivil topluma daha etkin rol

Türk dünyasındaki dayanışmanın sınır güvenliği, savunma sanayisi, siber güvenlik, enerji ve dezenformasyonla mücadele alanlarında ortak mekanizmalara dönüştürülebileceğini belirten Tekinay, sivil toplum kuruluşlarının da sürece daha fazla katılması gerektiğini vurguladı.

Tekinay; ortak projeler, gençler ve kadın girişimcilere yönelik değişim programları, ortak fonlar ve yıllık forumlarla sivil toplumun entegrasyona daha güçlü katkı sunabileceğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının tarihî, kültürel ve manevi bağlarıyla bu ortak geleceğin doğal bir parçası olduğunu da ifade etti.

Zengezur için üretim ve yatırım vurgusu

Yusuf Tekinay, Zengezur Koridoru’nu Türk dünyasının ekonomik entegrasyonu açısından önemli bir fırsat olarak değerlendirdi.

Koridorun devreye girmesinin Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki bağlantıyı güçlendireceğini belirten Tekinay, Türkiye’den Hazar’a ve Orta Asya’ya uzanan ulaşım hattında yük taşımacılığının hızlanacağını ve ticaret hacminin genişleyeceğini dile getirdi.

Zengezur’a yalnızca bir ulaşım hattı olarak bakılmaması gerektiğini vurgulayan Tekinay, koridor çevresinde ortak üretim bölgeleri, dijital ticaret altyapısı, karşılıklı yatırım mekanizmaları ve üniversite-sanayi iş birlikleri kurulmasını önerdi.

Tekinay, Karabağ Zaferi’nin Türk dünyasına birlikte hareket edildiğinde tarihin seyrinin değiştirilebileceğini gösterdiğini belirterek bundan sonraki hedefi; zaferi kalıcı barışa, ekonomik refaha ve kurumsal entegrasyona dönüştürmek olarak özetledi.