Bursa'nın tatlı mirası Kardelen'le sofralara ulaşıyor
Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde coğrafi işaret tesciliyle koruma altına alınan Bursa kestane şekeri, kahve ikramından sevdiklere sunulan hediyeye kadar farklı anlara eşlik ediyor. İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, Kardelen'in üretiminde kalite, hijyen, sanitasyon ve izlenebilirliğin önemine dikkat çekti.
Kestane şekeri az sayıda malzemeyle hazırlanmasına rağmen hassas bir üretim süreci gerektiriyor. Kestanenin seçiminden işlenmesine, pişirilmesinden ambalajlanmasına kadar her aşama ürünün lezzetini ve kalitesini doğrudan etkiliyor.Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazara, Cardelion markasıyla ise yurt dışına ürün sunan İlka Şekerleme, Nilüfer Yaylacık’taki modern tesisinde ürettiği 10’dan fazla ürün formunu 60’tan fazla ambalaj seçeneğiyle tüketicilere ulaştırıyor. Bu geniş ürün yelpazesinin tamamında aynı kalite ve gıda güvenliği standardını korumaya öncelik verdiklerini belirten İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, tüketicilerin kestane şekeri seçerken yalnızca ürünün görünümünü ve fiyatını değil, üretildiği koşulları da dikkate alması gerektiğini söyledi.
Kalite ham maddeyle başlıyor
İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, Kardelen Kestane Şekeri’nin üretiminde kalitenin doğru kestane seçimiyle başladığını belirtti. Şirketin Nilüfer Yaylacık’taki tesisinde üretime alınacak kestanelerin önceden belirlenen kalite ölçütleri doğrultusunda kontrol edildiğini anlatan Akgün, ham madde aşamasındaki bu kontrolün kestanenin kendine özgü yapısının korunmasında ve tat ile dokudaki dengenin sağlanmasında önemli rol oynadığını söyledi. Üretimin sonraki aşamalarının da aynı titizlikle yönetildiğini vurgulayan Akgün, şöyle konuştu: “İyi bir kestane şekeri yalnızca tatlılık oranıyla değerlendirilemez. Kestanenin dokusunu koruması, lezzetin dengeli olması ve tüketicinin her ambalajda aynı kaliteyle karşılaşması gerekir. Bunun yolu da ham madde seçiminde başlayan ve ürünün ambalajlanmasına kadar devam eden sistemli kontrollerden geçiyor.”
Hijyen görünen temizlikten ibaret değildir
Gıda üretiminde hijyenin yalnızca üretim alanlarının temiz görünmesi anlamına gelmediğine işaret eden Akgün; personel hijyeni, koruyucu kıyafet kullanımı, el temizliği ve dezenfeksiyonu ile üretim ekipmanlarına yönelik planlı temizlik çalışmalarının birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.Sanitasyon uygulamalarının ise makinelerden üretim hatlarına, gıdayla temas eden yüzeylerden ambalajlama bölümlerine kadar geniş bir alanı kapsadığını anlatan Akgün, “Gıda güvenliği, yalnızca denetim dönemlerinde hatırlanacak bir konu değildir. Her gün ve her üretim partisinde aynı disiplinin uygulanmasını gerektirir” dedi.İlka Şekerleme’nin FSSC 22000 Versiyon 6.00 Gıda Güvenliği Yönetim Sistemi belgesine sahip olduğunu belirten Akgün, Nilüfer Yaylacık’taki tesiste ham madde kabulünden son ürüne kadar üretim aşamalarının kayıt altına alındığını ve izlenebilirliğin sağlandığını ifade etti.
Ambalaj ve etiket tüketiciye yol gösteriyor
Kestane şekeri satın alırken ambalaj bütünlüğünün kontrol edilmesi gerektiğini söyleyen Akgün, üretici bilgilerinin, tüketim tarihinin ve saklama koşullarının da incelenmesini önerdi. Etiketi bulunmayan veya ambalajı zarar görmüş ürünlere karşı dikkatli olunması gerektiğini dile getiren Akgün, fiyatın tek başına tercih ölçütü olmaması gerektiğini vurguladı.Akgün, “Tüketici, aldığı ürünü ailesine ve misafirlerine güvenle ikram etmek ister. Bu nedenle lezzet kadar üretici güvencesi, ambalajlama koşulları ve izlenebilirlik de önemlidir. Güvenilir bir gıda ürününün arkasında kontrol edilebilir ve sürdürülebilir bir üretim sistemi bulunmalıdır” diye konuştu.
Tescilli lezzetin arkasında ortak emek
Bursa kestane şekerinde kalite ve üretim standartlarının korunması, sektörün de ortak gündemlerinden biri oldu. Ürünün coğrafi işaretle korunmasına uzanan süreç, sektör temsilcilerinin ortak çalışmasıyla şekillendi. Bu süreçte İlka Şekerleme Genel Müdürü olmasının yanı sıra BTSO 27. Meslek Komitesi Başkan Yardımcılığı görevini de üstlenen Mümin Akgün, üreticilerin görüş ve deneyimlerinin çalışmalara aktarılmasında aktif rol aldı.Yaklaşık üç yıl süren hazırlık döneminde Bursa kestane şekerinin renk, koku, tat ve üretim özelliklerinin ayrıntılı biçimde ele alındığını belirten Akgün, gıda sektörü temsilcilerinin BTSO çatısı altında ortak hareket ettiğini söyledi. Yürütülen çalışmalar sonucunda Bursa Kestane Şekeri, 20 Ocak 2021’de Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 652 tescil numarasıyla mahreç işareti olarak tescillendi.Bursa Kestane Şekeri, BTSO’nun coğrafi işaret başvuruları arasında tescile kavuşan ilk ürün oldu. Tescil süreci daha sonra Bursa Üzüm Şırası, Bursa Süt Helvası, Bursa Tahinli Pide, Bursa Cantık, Bursa Cevizli Lokum ve Bursa Döner Kebabıyla devam etti. Böylece Bursa kestane şekeriyle başlayan çalışma, kentin diğer geleneksel lezzetlerinin kayıt altına alınması ve korunması açısından da önemli bir birikim oluşturdu.Türkiye’deki tescilin ardından BTSO tarafından Avrupa Birliği’ne yapılan başvuru da Kasım 2025’te sonuçlandı. Bursa Kestane Şekeri, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alan Bursa’nın dördüncü, Türkiye’nin ise 42’nci ürünü oldu. Böylece ürünün adı, üretim yöntemi ve Bursa’yla olan bağı Avrupa Birliği genelinde de koruma altına alındı.Coğrafi işaretin tek bir firmaya değil, belirlenen şartlara uygun üretim yapan sektörün tamamına ait ortak bir değer olduğunu vurgulayan Akgün, şöyle konuştu:“Bu çalışma tek bir firmanın değil, Bursa kestane şekeri üreticilerinin ortak kazanımıdır. BTSO 27. Meslek Komitesinde sektörün görüşlerini bir araya getirerek ürünün ayırt edici özelliklerinin ve üretim ölçütlerinin belirlenmesine katkı sunduk. Kestane şekeri için yürüttüğümüz süreçte edinilen deneyim, Bursa’nın diğer yöresel ürünlerine yönelik coğrafi işaret çalışmalarına da önemli bir birikim kazandırdı. Türkiye’deki tescilin ardından Avrupa Birliği tescilinin de tamamlanması, yıllar önce başlayan ortak çalışmanın değerini ortaya koydu. Bundan sonraki hedefimiz, bu standartları korurken Bursa kestane şekerinin dünya pazarlarındaki bilinirliğini ve katma değerini artırmaktır.”
Klasikten çikolatalıya farklı seçenekler
1991 yılından bu yana kestane şekeri üreten İlka Şekerleme, Kardelen markasıyla farklı tüketim alışkanlıklarına yönelik ürünler hazırlıyor. Sade ve çikolatalı kestane şekerlerinin yanı sıra cevizli, fındıklı, fıstıklı ve portakallı çeşitler de tüketicilerle buluşuyor. Farklı gramaj ve ambalajlarla sunulan yaklaşık 60 ürün seçeneği, kestane şekerinin hem günlük ikramlık hem de hediyelik olarak tercih edilmesine imkân sağlıyor.Kardelen’in bazı ambalajlarında Bursa’nın tarihî, turistik ve kültürel değerlerine de yer veriliyor. Kentin simgelerini taşıyan bu ambalajlar, kestane şekerini Bursa’dan götürülebilecek anlamlı bir şehir hediyesine dönüştürüyor.İlka Şekerleme, Kardelen ve Yaylacık markalarıyla iç pazara sunduğu kestane şekeri çeşitlerini, Cardelion markasıyla da yurt dışındaki tüketicilere ulaştırıyor. Böylece Bursa’yla özdeşleşen ve Avrupa Birliği tarafından da tescillenen kestane şekeri, farklı ülkelerdeki sofralarda kendisine yer buluyor.Bursa’nın tanıtımına fuarlarda da katkı sunduklarını belirten Mümin Akgün, katıldıkları yurt içi ve yurt dışı fuarlarda ziyaretçilere binlerce adet kestane şekeri ikram ettiklerini ve dört dilde hazırlanan Bursa turizm haritalarını dağıttıklarını söyledi. Akgün, “Fuarları yalnızca ürünlerimizi tanıttığımız alanlar olarak görmüyoruz. Kestane şekeriyle birlikte Bursa’nın tarihini, turizm değerlerini ve gastronomi kültürünü de daha geniş kitlelere anlatıyoruz” dedi.
Bir ikramdan Bursa hatırasına
Kestane şekerinin yalnızca bayramlarda veya özel günlerde hatırlanacak bir ürün olmadığını belirten Mümin Akgün, küçük bir ikramdan anlamlı bir hediyeye kadar farklı tercihlere karşılık verdiğini söyledi.Akgün, “Kestane şekeri bazen bir fincan Türk kahvesinin yanında, bazen misafir sofrasında, bazen de Bursa’dan sevdiklerinize götürdüğünüz bir hediye olarak karşınıza çıkar. Şehir dışına götürülen her kutu, Bursa’nın mutfak kültüründen bir iz taşır. Biz de Kardelen markasıyla Türkiye’de ve Avrupa Birliği’nde tescilli bu Bursa lezzetini, günümüzün gıda güvenliği ve kalite anlayışıyla üretmeyi sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı