"Sen bunu nasıl başaramazsın?" veya "Bunu senden hiç beklemezdim..."Bu gibi sözler, bir yetişkin için sıradan tepkiler olabilir. Ancak bir çocuğun zihninde çok daha derin yankılar buluyor... Çocuklar, duydukları bu sözler sonucunda kimi zaman kendilerine "Ben yetersizim, başarısızım" derken, kimi zaman da "Bir hata yaptım ama bunu düzeltebilirim" diyebiliyor. Çocukların iç dünyası, özgüvenlerinden stresle başa çıkma becerilerine kadar birçok alanda kalıcı izler bırakıyor.Peki, bir çocuk sınavdan düşük bir not aldığında ve "Ben zaten hiçbir şeyi beceremem" diye düşünüyorsa, bu olumsuz iç sesin tohumlarını kim ekiyor? Belki bir öğretmenin "Daha dikkatli olmalısın" gibi masum görünen bir uyarısı ya da ebeveynlerin beklenti dolu bakışları...Çocukların iç seslerinin önemini Klinik Psikolog Prof. Gülsen Erden ile konuştuk.Erken çocukluk dönemi ve okul çağı, iç seslerin oluşumu için önemli evrelerdir.Klinik Psikolog Prof. Gülsen Erden
Çocukların olumsuz iç seslere sahip olmasının arkasında, çoğu zaman ebeveynlerin ya da öğretmenlerin farkında olmadan söyledikleri sözler bulunuyor. Örneğin, "Bunu senden beklemezdim", "Anlamıyor musun?" gibi ifadeler, çocukta yetersizlik hissi uyandırabiliyor. Gülsen Erden, bu tür ifadelerin sık tekrar edilmesi halinde çocuğun kendi benliğine ilişkin olumsuz bir algı geliştirebileceğini vurguluyor."Gelişim sürecinde olan çocuklar için bu sözler yaralayıcı olabilir. Çocuklar bu söylemleri kendi benlikleri ile ilişkilendirebilir. Bu söylemlere maruz kalma sıklığı arttıkça, yetersizlik, başarısızlık, beceriksizlik gibi kendine ilişkin olumsuz algılar zihne yerleşir ve 'Ben yetersizim', 'Başarısızım' gibi ifadelerle bir çeşit öğrenilmiş çaresizlik ya da kimlik haline dönüşür."
Olumsuz iç sesin izleri
Prof. Gülsen Erden'e göre, bir çocuğun iç sesi yaşadıkları, hissettikleri ve çevresinden aldığı tepkilerle şekilleniyor. Olumsuz iç sesler, zamanla çocuğun özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve hatta akademik başarısını etkileyebiliyor."Çocuklar da yetişkinler gibi yaşadıklarından, gördüklerinden, duyduklarından ve en önemlisi de hissettiklerinden (algıladıkları) kendilerine pay çıkarırlar. Bu süreçte oluşan iç sesler olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir. Ne duydukları, ne yaşadıkları, nasıl bir ortama sahip oldukları ve tüm bunları nasıl algıladıkları, iç seslerin şekillenmesinde rol oynar.Hemen her yaşta çoğu kez "ben yapabilirim", "herkes beni sever", "mutluyum", "hata yapabilirim", "iyi resim yaparım" gibi olumlu iç seslere sahip olabilecekleri gibi, "bu benim yüzümden oldu", "ben iyi bir çocuk değilim", "başarısızım", "… olmazsam beni sevmezler", "… yapmazsam kötü çocuk olurum", "… yaparsam annem-babam beni sever" gibi olumsuz iç seslere de sahip olabilirler."Çocukların olumsuz iç seslere sahip olmasının arkasında, çoğu zaman ebeveynlerin ya da öğretmenlerin farkında olmadan söyledikleri sözler bulunuyor. Örneğin, "Bunu senden beklemezdim", "Anlamıyor musun?" gibi ifadeler, çocukta yetersizlik hissi uyandırabiliyor. Gülsen Erden, bu tür ifadelerin sık tekrar edilmesi halinde çocuğun kendi benliğine ilişkin olumsuz bir algı geliştirebileceğini vurguluyor."Gelişim sürecinde olan çocuklar için bu sözler yaralayıcı olabilir. Çocuklar bu söylemleri kendi benlikleri ile ilişkilendirebilir. Bu söylemlere maruz kalma sıklığı arttıkça, yetersizlik, başarısızlık, beceriksizlik gibi kendine ilişkin olumsuz algılar zihne yerleşir ve 'Ben yetersizim', 'Başarısızım' gibi ifadelerle bir çeşit öğrenilmiş çaresizlik ya da kimlik haline dönüşür."












