Bilim insanları, dünya genelinde 3 binden fazla “dalgalanan” buzulu inceleyen kapsamlı bir çalışmanın sonuçlarını yayımladı. Araştırma, bu ani hızlanmaların buz kaybını artırdığını ve yerleşimler için ciddi riskler doğurduğunu gösteriyor.
Bilim insanları, dünya genelinde 3 binden fazla “dalgalanan” buzulu kapsayan geniş ölçekli bir çalışma yayımladı. Normal şartlarda hareketleri gözle fark edilemeyecek kadar yavaş olan buzulların, bu özel süreçte haftalar içinde hızlanarak günde 60 metreye kadar ilerleyebildiği belirtildi.
Araştırmada, ani hızlanmanın temel nedeninin buzun altındaki suyun tahliye edilemeyip birikmesi olduğu kaydedildi. Biriken suyun sürtünmeyi azaltmasıyla birlikte buzul kütlesinin çok daha hızlı hareket ettiği vurgulandı.
Buz kaybını azaltmıyor, aksine hızlandırıyor
Çalışmanın dikkat çeken bulgularından biri de bu ani ilerleyişin sanılanın aksine buz kaybını azaltmaması oldu. Bilim insanları, hızlanan buzul akışının buz kütlesinin daha hızlı parçalanmasına ve erime sürecinin ivmelenmesine yol açabildiğini ifade etti.
Yapay göller ve yıkıcı seller
Hızla hareket eden devasa buz kütlelerinin, nehir yataklarını tıkayarak yapay göller oluşturabildiği bildirildi. Bu göllerin aniden boşalmasının ise aşağı havzadaki yerleşim yerlerinde yıkıcı taşkınlara neden olabildiği kaydedildi.
Örnek olarak, Karakurum Dağları’ndaki Shisper Buzulu’nun neden olduğu taşkınların son yıllarda Pakistan ile Çin arasındaki stratejik yollara ciddi zararlar verdiği hatırlatıldı.
Buzulların %1’i, alanın %16’sını oluşturuyor
Dünya genelindeki buzulların yalnızca yaklaşık yüzde 1’inin bu özelliği gösterdiği belirtilirken, bu buzulların toplam buzul alanının yaklaşık yüzde 16’sını kapsadığı aktarıldı. Bu durum, az sayıdaki buzulun bile küresel ölçekte önemli etkiler oluşturabildiğine işaret ediyor.
Antarktika için de uyarı var
Dalgalanan buzulların Arktik, Himalayalar ve And Dağları gibi bölgelerde yoğunlaştığı belirtilirken, ısınan iklimle birlikte bu hareketliliğin daha da öngörülemez hale geldiği vurgulandı.
Yoğun yağışlar ve aşırı erime dönemlerinin, normalde on yıllar süren durgunluk dönemlerini bozarak buzulları erkenden harekete geçirebileceği ifade edildi. Bilim insanları, daha önce bu tür bir hareketlilik görülmeyen Antarktika gibi bölgelerin bile gelecekte ani ve tehlikeli buz akıntılarına sahne olabileceği konusunda uyardı.












