Fotoğraflar kuru, kraterlerle kaplı, çorak bir çöl manzarasını gözler önüne serdi. Bu görüntüler, o güne dek Mars’la ilgili kurulan hayalleri sarsarken, aynı zamanda Güneş Sistemi’nin keşfinde yeni bir çağın başlangıcı oldu.
“Görüntüde bir bulut var gibiydi, ama Mars’ta bulut yoktu ki! Cihaz arızalandı sandık. Meğer gerçekten Mars’ta bulutlar varmış.”Sonraki görüntüler ise Ay yüzeyine benzer biçimde derin kraterlerle dolu bir araziyi gösteriyordu. Ne su vardı, ne de o dönem sıkça dile getirilen “kanallar”... Dolayısıyla yaşam olasılığına dair umutlar büyük ölçüde sarsıldı.
“Gerçekle yüzleşme anıydı”
Mariner 4, 28 Kasım 1964’te fırlatıldı. Mars’a ulaşması yaklaşık sekiz ay sürdü. Araç, Dünya ile Mars arasında o sırada 220 milyon kilometrelik bir mesafe bulunmasına rağmen, 12 dakikalık radyo sinyalleriyle iletişim kurabildi. NASA’nın Jet Propulsion Laboratuvarı’ndaki ekip, her komutu 12 dakika önceden planlamak zorundaydı.Gönderilen ilk fotoğrafın ekrana yansıması ise büyük bir heyecanla karşılandı. 2002 yılında konuşan Mariner 4 mühendisi Bill Momsen, ilk görüntülerde beliren bir şekli “lens çatlağı” sanmışlardı:“Görüntüde bir bulut var gibiydi, ama Mars’ta bulut yoktu ki! Cihaz arızalandı sandık. Meğer gerçekten Mars’ta bulutlar varmış.”Sonraki görüntüler ise Ay yüzeyine benzer biçimde derin kraterlerle dolu bir araziyi gösteriyordu. Ne su vardı, ne de o dönem sıkça dile getirilen “kanallar”... Dolayısıyla yaşam olasılığına dair umutlar büyük ölçüde sarsıldı.











