Sosyal medya çağında bazı insanların kendilerini geliştirmekten anladıkları şey, okudukları kitaptaki en beğendiği cümleyi sosyal medyada “paylaşmak”tan ibarettir. Gelişim kültürünü yaygınlaştırmak için güzel bir çaba. Ama içselleştirmeden paylaşmak ne kadar doğru?
Eski zaman anlatıcılarının yerini günümüzde paylaşımlar almış gibi görünüyor. Efsane söyleyiciler, kahramanlık hikayeleri anlatırdı. Paylaşımsızlar da benzer duygularda sanki. Hep başarı hikayeleri. Tarih kazananların tarihi. Binlerce yıllık yazılı ve sözlü tarih duygu olgunlaşmasında bir arpa boyu yol almadığımızı gösteriyor.
Bu arada, hep olumlu sonuçlar alacağımız diye beklenti içine de girmemek gerekir. Ve hata yapmaktan da korkmamalıyız. Çünkü hata yapamayacağınız tek zaman, uyuduğumuz zamandır. Hata yapmak, aktif insanların bir ayrıcalığıdır. Sadece vasat insanlar negatiftir ve zamanlarını hata yapmadıklarını kanıtlamakla harcarlar. Güçlü insanlar her zaman pozitiftir, hata yapmaktan korkmaz ve ileriye bakar.
Ancak yine de hiç kimse başarısız olmak için doğmaz. Yine hiç kimse elinde bir başarı meşalesiyle de doğmaz! Başarı da başarısızlık da sonradan öğrenilir. O halde en büyük soru(n), başarının en doğru şekilde nasıl öğrenilebileceğidir.
Çoğu zaman sahte pırlantanın gerçeğinden daha parlak olması gibi, sahte başarı sahipleri de günümüz toplumunda daha çok el üstünde tutulabiliyor. Buradan konuya yaklaşılınca denilebilir ki: “Başarısız olmak da sahte para gibi yaşamaya benzer, insanlar ne olduğunuzu anladıkları andan itibaren, sizi hemen elden çıkarmaya çalışırlar!”
Bu yönüyle, başarılı olma çabası bir bakıma mutluluk kervanına dahil olabilmeyle de özdeşleştirilebilir. Ancak, insanların gelir düzeyleri arttığı halde, kişisel mutluluk seviyesi aynı oranda yükselmez. Çünkü insanların mutluluk beklentisi, gelirden daha hızlı artmaktadır! Bu tür insanlar, hak ettiklerini sandıkları şeylere ulaşamayınca sürekli söylenirler. Artık önümüzdeki büyük soru(n) şu: “Sen ağa ben ağa, bu ineği kim sağa?”
Kağıtlar karıldı ve el yeniden dağılırken oyun kurucular masadaki yerlerini korudular.
Çoğalmadan büyünmüyor, masada oturmadan kazanılmıyor .
Ne diyelim kısmet yeni oyunlara…
Mesele oyundan düşmemek,















Çok değerli buldum yazınızı.