Demokrasi antik Yunan’ın icadıdır. İlk Antik Yunan şehir devletlerinde uygulanmıştır evvel zamanda. Vatandaşlar “hür olmak şartıyla” Agoralarda toplanıp yöneticilerini seçer, kanun koyar, memleket meselelerini tartışırmış. Tam demokrasi yani. Hem de doğrudan. Varmış kendince kusurları elbette. Mesela hür olmayanların oy hakkı yokmuş. Hiç eşitlikçi değilmiş anlayacağınız. Köleler oy kullanamazmış. Kadınlarında yokmuş oy hakkı, ayrıca yaş baremi de varmış.
Oy hakkı sadece ‘hür’ vatandaşların ayrıcalığıymış. Hür vatandaş dedikleri de toprak sahipleri, köle efendisi erkekler. Nasıl demokrasiyse artık!
Şükür ki aradan binlerce yıl geçti de artık demokrasi rayına oturdu. Kadınların oy hakkı var, yoksullarda oy kullanabiliyor. 18 yaş baremi hala aşılmayı beklese de ne gam, sanki 18 yaş üstü her gün atomu parçalayabiliyor…
Demokrasi rayına oturdu, herkesin oy hakkı var lakin seçme hakkı var mı gerçekten? Kadınlar, bizim kadınlarımız ataerkil sistemin dışına taşıyabildi mi kafalarını? Yoksa hala büyük çoğunluğu ‘aman politika ne sıkıcı şey’ diyerek koca, baba, abilerinin işaret buyurduğu yere mi basıyor tercih mührünü?
Eskinin düz köleleri, modern çağın ücretlileri de kavuştu oy hakkına. Ya onların seçme hakkı var mı? Zannederim ki seçimleri kömür ve makarna arasında. Belki iş vaadi de belirler tercihlerini. Kölelikleri için ‘iş vaadinde’ samimi bulduklarına basıyor onlarda mühürlerini.
Oy hakkı vermek ama seçebilme yeterliliğine erişim imkanlarını esirgemek çağın dramı. Yeterli ve yetkinlik sağlayacak eğitimden yoksun bırakılmış ‘kütleler’, çağdaş, demokratik bir sistem inşa edebilir mi? Bunun mümkün olmadığını görmek için binlerce yıl daha beklemeye gerek yok.
Antik yunandan bugüne birtakım gelişmeler yaşandığını da yadsımak doğru olmaz. Ama bence o günden bu yana bir köklü değişim var ki hep gözden kaçtı. Kent devletleri yabancılara oy hakkı vermemişti. Oy hakkı için yaş baremi ve hür vatandaş olmak dışında bir kıstas daha vardı. Anne –babanızın da o şehirde doğmuş olması. Ne kadar elitist bir kuralmış, iyi ki aşılmış diyorum. Yani en az 2 kuşaktır o kentte yaşamıyorsanız oy kullanamıyorsunuz. Kentte mukim olmanız yetmiyor, kentlileşmeniz de aranır ölçüt.
İyi ki terk edilmiş! Yoksa her seçim öncesi hemşehri derneklerini kim ziyaret edip oy talep edecekti? Patagonyalı olmanın ayrıcalığı ve kalabalığıyla nasıl talepkâr olacaktı mazlum ve mağdur Patagonyalı hemşerilerimiz.
Ya adaylarımız, ‘yahu patagonya’ya değil İzmir’e başkan seçiyoruz’ diyebilecek miydi o kadar etno-sosyo sentetik, güruhun oyunu kaybetmeyi göze alıp.
Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Önümüzdeki yüzyılda umarız ki, ‘demokrasisi’ bol olsun!














