Mankurt; Türk, Altay, Kırgız efsanelerinde gördüğü işkenceler sonucu öz benliğini yitirerek, kendisini kimliksizleştiren düşmanının kuklası haline gelmiş olan bir zavallı insan tipidir. Cengiz Aytmatov , ‘Gün Uzar Yüzyıl Olur’ isimli romanında bahseder mankurtlardan. Esir alınan kölelerin başı traş edilir, ardından başına ıslak deve derisi geçirilirmiş. Elleri kolları bağlı zavallı, başında ıslak deve derisiyle güneşin altında bırakılır, kuruyan derinin yaptığı basıncın yanında uzayan ama deve derisini aşamayıp geri dönen saçların verdiği acıyla aklını yitirirmiş. Babasını bile tanıyamayacak halde aklını yitiren köle artık efendisinin her dediğini sorgusuz yapan aparata dönüşürmüş.
Bu gün hayat efsanelerin vahşetiyle yaşanmıyor elbette. Kafalar traş edilip deve derisi geçirilmiyor belki! Asurlu Dehak (Zuhak) gençlerin beynini yemiyor günlük hayatta. Evet fiziki olarak böyle olmuyor artık bu işler ama hiçbir biçimde olmadığı anlamına da gelmiyor. Köleleştirmek için yeni yöntemleri var köleye ihtiyaç duyanların. Ele kelepçe ayağa pranga vurmak gerekmiyor.Kafadan gayr-ı müsellah kılmak için daha naif yöntemler var. Gayet yasal hatta insanların gönüllüce teslim olduğu yollar. Mesela; medya denilen şu ticari bayağılığa bakın, insan ruhuna hakaretten başka bir şey değil!
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, 13.08.2021 de Sputnik Haber Ajansına yaptığı açıklamada şöyle diyor; ‘’2018’den 2020 yılının sonuna kadar geçen 3 yıllık dönemde 12 milyon 272 bin kişiye antidepresan ilaç, 60 milyon 911 bin kişiye de sinir sistemi ilacı reçete edildi.’’ Bu açıklama 2 yıl önceydi... Acaba reçete sayısı azalmış mıdır? Sanmam dediğinizi düşünüyorum. Bu yasal uyuşma yöntemlerinin dışında başkaca yollarda var malum. İstatistiği ya TÜİK’te yada EGM’de dir. Bir bilgimiz yok . Sağlık Bakanının verdiği rakamları veri kabul edersek yetişkin nüfusumuzun ciddi bir bölümü normalleşmek için kimyasal desteğe ihtiyaç duyuyor. Bu desteği yasa dışı veya irrasyonel yollardan sağlamaya çalışanlarla rakam çok daha büyüyecektir. Buyurun yeniçağın MANKURTLARI’na.
100 bin kişilik uyku tulumuna gönüllü tribüncüler mi dersiniz, mistik hezeyan şaşkınlıkları mı! Bedenine tapan narsistler mi, ideolojikleşmiş kurgusal geçmişe takılıp kalmış muhafazakarlar mı? Hayatını montajlayıp paylaşan teşhirciler mi istersiniz , inançlarından dolayı ayrıcalık uman Kifayetsiz Muhterisler mi?
İddia o ki, Japonya koskoca Çin ülkesini işgal ettiğinde Çin nüfusunun %70 i afyon bağımlısıymış. Uyuşmuş bir halkı işgal etmek pek zor olmamıştır. O işgalin nasıl kırıldığını biz yazmayalım. Bilen bilir, arayan bulur.
Biz MANKURTLAŞTIRAMAYACAKLARINIZDANIZ!
Bizi yok etmeden bu ülkeyi teslim alamayacaksınız!














