Yolcu yollarda topraksız insanın
ve insansız toprağın feryadını duyar idi.
Ve yolların sonu kale kapısında kılıç şakırdar
köpüklü atlar kişner iken
çarşıda her lonca kesmiş kendi pirinden ümidi
tarumar idi
Velhasıl hünkar idi, tımar idi, rüzgar idi
ahuzar idi.
Doğu toplumlarının karakteristik özelliğidir; her sahib-i zuhur tarihi kendiyle başlatır. Tahta çıkan her hükümdar adına para bastırır, hutbe okutur. Kendinden önceki her şeyi ya yok sayar ya da görünmez kılmanın yollarını arar. Oysa insanlar tarihlerini kendileri yaparlar ama onu serbestçe kendi seçtikleri parçaları bir araya getirerek değil dolaysızca önlerinde buldukları, geçmişten devreden verili koşullarda yaparlar. Tüm göçüp gitmiş kuşakların oluşturduğu gelenek, yaşayanların beyinlerine kâbus gibi çöker. Mesele geçmişle kavga etmek değil onunla hesaplaşmak ve ileriye doğru adım atabilmektir.
Ülkenin ve dünyanın ekonomik ve siyasal durumu geleceğe umutla bakmaya pek elverişli değil. Silahlanmanın dehşetengiz boyutlara ulaştığı koşullarda 3. Dünya savaşının yaratacağı yıkımı şimdilik göze alamayan emperyal güçler bölgesel çatışmalar çıkararak veya körükleyerek tüm dünyayı savaş alanına çevirdi. Savaşlara silah, silahlara sorgulamadan biat eden silahşorlar lazım. Silah tüccarları bu sayede para kazanacaklar.
Hindistan’ın açık sömürge olduğu yıllarda bir İngiliz Vali tarafından yönetiliyor, 10 000 kadar kırmızı urbalı İngiliz lejyon askeri tarafından güvenlik sağlanıyordu. Yoksulluğun, zulmün adresi belliydi; İngiliz Vali ve kırmızı urbalılar. Zamanla tepkiler artıp bağımsızlık talepleri yükselmeye başlayınca İngilizler Hindistan’dan çekiliverdi. Ama öncesinde yeraltı ve yerüstü varlıklarından sağladıkları gelirleri anlaşmaya bağladılar. Fakat bu yetmezdi. O anlaşmaların uygulanmasını garantiye almak için seçime girecek partileri kurup yöneticilerini de eğittiler. Ara sıra zulmedip hapsettiler en dinci parti liderlerini. Ellerine güçlü metinler verip okuttular halkçılarına. Mafyatik örgütler kurup silahlı fedailer kattılar milliyetçilerinin yanına. Sonra da alın size demokrasi, yapın seçiminizi dediler. Ne yoksulluk azaldı ne zulüm bitti. Hatta 10 000 kırmızı urbalı İngiliz askerinin diş kirasına milyonluk ordu kurdu bağımsız Hindistan. Kırmızı urbalılar varken düşman belliydi. Oysa şimdi halkçı dinciye, dinci milliyetçiye, milliyetçi hepsine düşman olmuştu. Emperyalizm kendini kamufle ederken halk birbirine düşman edildi. İşte tarih böyle söylüyor. Bu oyun sadece Hindistan’da oynanmadı. Bilinçlice karşı durulmaz ise tekrar tekrar sahnelenecektir.
Dünya halklarını bu bilinçten uzak tutmak için elbirliği yaptı bütün dinler ve mezhepler. Evangelistlerin ABD’ de hazırladığı ‘’evrim aldatmacası’’ masal kitabı bu yüzdendir ki Vatikan’ın, moon tarikatının ve daha birçok cemaatin ortak finansmanıyla dünya dillerine çevrilip bedava dağıtıldı. Kafalar afyon kabağına dönünce insanlarla oynamak daha kolay olacaktır.
İşte bu koşullarda gidiyor CHP kurultaya. Savaş davullarının kulakları sağır edercesine kapımızın önünde çaldığı zamanlardayız. Yakında bizden ‘’50 centlik asker’’ olmamızı isteyecekler. Bu vahşetin durdurulma umududur CHP. Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin genel seçimlerde aldığı sonuca öfkelenenler İngiltere’nin Hindistan’da kurduğu oyundan ders almayanlardır. Oysa Sayın K. Kılıçdaroğlu, Emperyalizmin kendi çıkarları için böldüğü siyasal bakış farklılıklarını ülke yararına bir araya getirme yolunda muazzam gayret sarf etti. Kendi siyasal pozisyonunu riske ederek ülke adına hamle yaptı. Amaç hasıl olmadı. ‘’Yenildiler. Yenenler, yenilenlerin dikişsiz ak libaslarında sildiler kılıclarının kanını.’’ Aksi bu konjonktürde pek de mümkün değildi. Ama denemek, uğraşmak ve risk almak gerekiyordu ve alındı.
‘’Tarihsel, sosyal, ekonomik şartların zaruri neticesi bu!” Deme, bilirim!
O dediğin nesnenin önünde kafamla eğilirim.
Ama bu yürek
o, bu dilden anlamaz pek.
O, "hey gidi kambur felek,
hey gidi kahpe devran hey", der.’’
Hatalardan ders alınmalıdır. Herkes dersini almıştır diye umalım ve önümüze bakalım.
‘’Dostlar, ben yolculuk etmem bir başıma.’’ Ülkemiz emperyalizmin türlü oyunlarından kurtarılacaksa bunun hesabı iyi yapılmalı. İnsan dostunun alnındaki sineği balta ile kovmaz!















☺️ daha güzel anlatılamazdı