Cenab-ı Hakkın insanlığa son hitabı Kuran-ı Kerim'de Hucurat Suresi 13. Ayette şöyle der:
“Ey insanlar! Şüphesiz biz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere ayırdık.”
Ayetin ilk cümlesinde insanlığın ortak atasına ikinci cümlesinde ise zaman içerisinde oluşan ‘millet’ gerçekliğine vurgu yapılıyor. Bu sebeple millet – milliyet kavramlarını sosyolojik gerçeklik olmanın yanında ilahi düzeninde bir parçası olarak kabul edebiliriz.
İnsanların olduğu gibi her milletinde kendine has karakteristik özellikleri mevcuttur. Yaşadıkları coğrafyadan, iklim şartlarından, komşu milletlerle kurdukları ilişkilerden oluşan tarihi tecrübeler milletlerin hafızasında ortak bir şuur oluşturur. Nesilden nesile devreden bu miras, milletin az önce belirttiğim (iklim,coğrafya,komşular vs.) etkenlerle mücadelesinden ve hayatta kalma çabasından başka bir şey değildir.
Bazı batılı aydınlar milletleri psikolojik özelliklerine göre sınıflandırmak istemişler bu bağlamda “ferdiyetçi,özel teşebbüsçü, dinamik”, “cemiyetçi ,devletçi ve bireysel teşebbüs ruhu zayıf”, “kültür ve medeniyet kurmada öncü”, “taklitçi ve miskin” gibi farklı tasnifler yapmışlardır.
Bu analiz ve tasnifler tartışmaya açık olmakla birlikte kesin olan şudur ki; her milletin bir ortak yaşama üslubu vardır. Bu üslup kültür ve medeniyetten kaynaklanan ortak tavırlardır ve milletin müşterek temel şahsiyetini temsil eder. Bu temel şahsiyet zaman içerisinde eğitim yolu ile ferdi hayatlarında şekillenmesini sağlar.
Türk milletinin en temel karakteristik özelliği ordu millet olmasıdır. Şanlı tarihimiz bu milli karakterimizin sayısız örnekleri ile doludur. Milletimiz bu ruh ve şuur ile başarılar elde etmiş bu şuuru yitirdikçe de zarara uğramıştır.
Türk milleti için askerlik düzen, disiplin onun dışındaki hayat ise başıbozukluktur. Ordu – Milet karakteri sadece savaş meydanlarına has bir özelliğimiz değildir. Türk, çiftçiyken, esnafken, memurken, öğretmenken öğrenciyken de hep bu ruh ve şuur ile hareket etmiştir. Bizim erenlerimiz bile bir yönüyle ALP, dervişlerimiz ise GAZİDİR.
Düşmanlarımızın hoşlanmadığı bu ruh ve şuuru nesillerden nesillere aktarabilmek milli mevcudiyetimizi muhafaza şartlarından biridir. Dedelerimizden aldığımız kudret ve zafer mirasını gelecek nesillere aktarabilirsek dünya yeniden atlarımızın nalları altında ezilecek, yeni haçlı seferleri göğsümüze çarpıp kesilecektir.















