Aziz Nesin’in 1961 yılında yayımlanan kitabının adıdır ‘Zübük’. Aslında kitabın tam adı ‘Zübük: Kağnı gölgesindeki it’-tir. Kitap daha sonraları senaryoya dönüştürülüp sinemaya uyarlanmıştır. “Zübükzade İbraam”ın bütün yalancılığına, herkesi aldatmasına rağmen siyasette yükselişinin karamizah diliyle anlatıldığı, rahmetli Kemal Sunal’ın başrolünü oynadığı film ile ‘Zübük’ kelimesi kahramanın şahsında sosyal hayatın içerisinde sıkça rastlanılan belli karakterde siyasetçi, bürokrat, sendikacı, STK temsilcisi için kullanılan bir terim haline gelmiştir.
Her dönem ve hatta günümüzde bile zübükzadeler hep varolagelmiştir ve bunan sonra da varolmaları muhtemeldir.
Siyaseti bunlardan arındırmak ve kaliteli bir hale getirmek önemsiz bir hadise değildir. Yaşadığımız şehrin, hatta ülkenin geleceği buna bağlıdır. Gelgelelim zübüklerle mücadele öyle çokta kolay bir iş değildir. Süne böceği veya kımıl zararlısı dadanmış bir tarlayı, bahçeyi vs. ilaçlarsanız bu zararlıları öldürür, kurtulursunuz. Ama zübükler insan suretinde olduklarından onları zehirlemeniz Türk Ceza Kanunu’nun 457. Maddesi uyarınca cezalandırılmanızı gerektirecektir. Şu halde ne yapmalıyız?
Öncelikle aramıza dost gibi, dava arkadaşı gibi, gönüldeş gibi giren ve iyi kamufle olabilen bu zübüklerin maskelerinin ardını görmemize imkân tanıyacak bazı ipuçları üzerinde duralım:
Zübüklerin ilk ve en önemli özellikleri profesyonel yalancı olmalarıdır. Hiç duraksamadan, takılmadan seri halde yalan söyleme yeteneğine sahip olan zübükler bu işte öyle mahirdirlerki kendileri bile zaman içinde söyledikleri yalanlara inanırlar. Özellikle ‘niteliksiz’ bir ‘hiç’ oldukları halde kendi kendilerini öyle süslerler püslerler ki sanırsınız memleketteki bütün iyi işler ellerinde çıkmış. Ellerinin erişmediği işlerinde fikirleri kesinlikle bu fikirsizlere aittir.
Zübükzadelerin bir diğer özellikleri ise şahsi menfaat penceresinden baktıkları siyasette A partisinden B partisine gayet rahat geçebilmeleridir. Eğer B partisinde popolarına uygun bir koltuk bulamazlarsa bir diğerine geçmeleri onlar için asla bir sorun olmayacaktır. Dün hasım gördüklerini birden bire hısım görebilirler.
İnançları menfaatlerine göre değişen bu alçakların herhangi bir vaat karşısında satmayacakları yoktur. Dost, arkadaş, şeref, haysiyet ez cümle bütün mukaddesatını mesela bir belediye meclis üyeliği koltuğu için bile ortaya koymakta bir beis görmez bunlar.
Rakip gördüğü veya çekemediği kişilere iftira etmekten kaçınmazlar. Fitne ise onlar için çocuk oyuncağıdır. İhtiyaç duyulduğu yerde itina ile kullanılır. Söz verir yerine getirmezler, emanete hıyanet ederler.
Bu kadar tarif herhalde yeter. Bu tarife uyan, yukarıda saydığım özelliklerden bir veya birkaçına sahip birisine rastlarsanız sakın korkmayın bir şekilde bana ulaşırsanız itlaf metotlarıyla ilgili seve seve yardımcı olurum.
Bütün ‘Zübük’lere ithafen Neyzen Tevfik’ten bir dörtlükle yazımı sonlandırıyorum.
Asrın yeni bir umdesi var, hak kapanındır.
Söz haykıranın, mantık ise şarlatanındır.
Geçmez ele bir pâye, kavuk sallamayınca,
Kürsî-i liyakat pezevenk, puşt olanındır!















Budur. Yerel seçimlerin yaklaşması dolayısıyla zübük salgını tehlikesine karşı tedbir alınması hususunda gerekli tedbirleri alınması vs vs
Üstadım. Güzel tespit yapmissiniz. Bunlar her dönem var olmuş olacaklardir. Bu zubuk kültürünün ilaçlama suretiyle değilde bu kişilere prim yaptirmama şeklinde yok edilmesi sağlanmalıdır. bu da, Kendi tarafını satan beni de satar diyen liderlerin olmasıyla bu tipler belki de siyasetten silinebilir. Selamlar kaleminize sağlık.