Avını iyi tanıyan avcı için her av kolaydır. Avlayacağın balığa göre yem, iğne ve oltayla yola çıkmalısın. Hangi balığın hangi yemi sevdiğini bilmen lazım. Oltan, misinan, iğnen de ona göre olmalı. Karagöz iğnesiyle orkinos avlayamazsın. 24gr. 9 numara saçma ile domuz avına çıkarsan avcı iken av haline gelebilirsin.
Bir belgeselde seyrettiğim maymun yakalamada kullanılan av yöntemi oldukça ilginçti. Avcılar içini boşalttıkları hindistan cevizini sağlam bir iple bir ağaca sıkıca bağladılar. Bir tarafından ince bir yarık açtıkları cevizin içine maymunun iştahını kabartan sevdiği bir yiyecek bırakan avcılar oradan ayrıldılar. Bu arada cevize açılan yarık maymunun eli ancak açıkken girebilecek boyutta ayarlanmıştı.
Kokuyu alan ve iştahı kabaran maymun geldi, tekrar kokladı, delikten içeri bir baktı ve elini yarıktan içeri sokarak yiyeceği avuçladı. O çok sevdiği şey artık elindeydi. Fakat yumruk halini alan el yarıktan çıkamadığı için maymun öylece kalakalmıştı.
Derken avcılar ortaya çıktı. Onları gören maymun çırpınsa da nafile…
Yapması gereken tek şey avucunu açarak o iştahını kabartan yiyecekten vazgeçmek olan maymun kendi hırsının, tutkusunun, bağımlılığının tutsağı olmuştu bir kere…
“Adam sende, maymun işte, hayvan en nihayetinde. Akıl yok, fikir yok!” dediğinizi duyar gibiyim.
Şimdi biraz düşünelim. Avucunu açıp elini cevizden çıkaramayan insan görmediniz mi hiç?
Hani bütün canlılar içinde düşünme yeteneğine sahip tek canlı olan insan. Terbiyeye en müsait canlı olan insan. En kolay biçimlenen canlıdan bahsediyorum.
Tutkusunun, hırsının, nefsinin, bağımlılıklarının, paranın, makamın, mevkiinin, kişinin, kurumun tutsağı olan insanın yazıdaki maymundan ne farkı var?
Örneklerine rastladığınıza şüphem yok.
Ben onlarcasını gördüm.
Geçenlerde bir tanesinin, hem de yetmiş küsur yaşında bir tanesinin sekizyüz küsur oyla avucunu zorla açarak hürriyetine kavuşturdular.
Benzerlerinin ibret alması temennisiyle…














