Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’de Adem’in yaratılışı ve Allah’ın ona eşyaların isimlerini öğretmesinden bahsedilir (Bakara, 31). Bir başka surede ise, “Kalemle yazı yazmayı öğreten O’dur. O, insana bilmediklerini öğretti.” der. (Alak, 4-5) Yine bir başka surede; “De ki; hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?“ (Zümer,9 ) diyerek Yüce Yaradan öğrenmenin, bilgi sahibi olmanın önemine vurgu yapmıştır.
Diğer mahlukattan farklı olarak sadece Adem’e ve onun şahsında insana verilen öğrenme niteliği ile diyebiliriz ki insan, Allah’ın ‘Alim’ sıfatının bir tecellisi ile şereflendirilmiştir. O’na göre bilgi, insan için vardır ve tüm canlılar içerisinde bilgi edinme yeteneği olan tek varlık insandır.
Bu referanslarla şunu söylemek sanırım yanlış olmaz; insanın eğitim süreci yaratılışla başlar ve Adem’in dünya macerasıyla devam eder. İnsan türünün ilk ferdi olan Adem’e verilen bu yetenek bütün insanlık aleminde, her türlü ilmi gelişmelerin, keşiflerin çekirdeği hükmündedir.
Fert olarak doğum ile başlayan yaşam öyküsü içerisinde insan, ilk olarak aile, sonrasında okul ve sosyal çevrenin etkisiyle şekillenir ve bir karakter sahibi olur. Çocukluk çağlarında, anasınıfı ve ilkokul dönemlerinde hem eğitimcinin ihtiyaç duyduğu hem de öğrencilerin edinmeleri gereken şey sevgi ile harmanlanmış bilgidir. İlk yıllarda önemli olan öğrencilere karşı duyulan sevgi iken ilerleyen yıllarda öğretmen tarafından aktarılan bilginin sevilmesi giderek daha önemli bir hal alır.
Korkudan, çekinceden, asi ya da engellenmiş güdülerden kurtarılmış genç insanlara bilgi dünyası, hiçbir karanlık ve gizli köşe bırakmadan özgürce ve tamamen açılabilir. Eğer bilgi akıllıca verilirse öğretim, öğrenciler için görevden ziyade bir eğlence olur. Hepimizin hatıralarında bir çırpıda geçen dersler, teneffüs zilinin çalmasına rağmen sınıftan çıkmak istemediğimiz zamanlar olmuştur. Tadına doyamadığım derslerden yıllar geçse de hala zihnimin bir yerlerinde kırıntılar mevcuttur. Mesela ilkokulda öğrendiğim şu marş hala ezberimdedir;
Alnımızda bilgilerden bir çelenk,
Nura doğru can atan Türk genciyiz,
Yeryüzünde yoktur olmaz Türk’e denk,
Korku bilmez soyumuz…
Şanlı yurdum, dört bucağın şanla dolsun,
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun.
Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka gürle, coş,
Durma, durma koş…
Şanlı yurdum, dört bucağın şanla dolsun,
Yurdum seni yüceltmeye antlar olsun…
Öğretmen marşı olarak geçen bu eseri ilkokul öğretmenimizle beraber şevkle okurduk. Yaşıyorsa Allah sağlıklı ömürler versin, vefat etmiş ise de rahmetiyle muamele eylesin.
Yarın 24 Kasım öğretmenler günü. Bu vesileyle Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, rahmetli babam ve kıymetli eşim ve geleceğimizin teminatı nesiller yetiştirme cehdinde, andına sadık tüm öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum.














