New Hampshire, Amerika Birleşik Devletleri’nin Kanada sınırında bulunur ve ABD’nin en küçük on eyaletinden birisidir. En büyük şehri olan Manchester bile 100bin nüfusa sahiptir. Yazıda bahsedeceğim konferansa ev sahipliği yapan Bretton Woods, New Hampshire eyaletinin Carrol ili sınırları içerisinde bir kasabadır.
İkinci Dünya Savaşı bütün Avrupa’yı kasıp kavurmuş, elli milyona yakın insan ölmüş, savaş yüzünden ülkelerin ekonomileri, sanayi ve altyapı tesisleri yıkıma uğramıştı. Amerika Birleşik Devletleri de savaşa katılmıştı. Fakat Avrupa kıtasındaki savaş ABD topraklarında ciddi bir saldırı yaşanmadan sonlanmış, Avrupa yıkılırken ABD yükselmişti. Rockefeller gibi bazı iş insanları Almanya dahil savaşan devletlere silah ve gıda malzemesi pazarlamış ve bu sayede ciddi sermaye birikimi sağlamıştı. Öyle ki 1944 yılı itibariyle dünya altın arzının dörtte üçüne ABD sahipti.
Büyük savaşın galibi müttefiklere savaşı kazandıran askeri güç, net bir şekilde ABD olmuştu. Gerek askeri güç gerekse gelinen ekonomik seviye sayesinde Amerika Birleşik Devletleri kendisinde diğer devlet üzerinde bir tahakküm hakkı iddiası oluşturmuştu.
İşte bu şartlar altında 1944 yılında yukarıda sözünü ettiğim kasabada bir konferans tertiplendi. Doğu Bloku ülkeleri hariç 44 ülkeden 730 delegenin katıldığı bu konferansta dünya ekonomisini derinden etkileyen ve hatta etkileri günümüze uzanan kararlar alındı. Bunlardan biri altına dönüştürülebilen tek para birimin ABD Doları olması ve diğer ülke paralarının değerlerinin buna göre ayarlanmasıdır. 35 ABD Doları 1 Ons altına eşitlenmiş bu kararla dolara rezerv para özelliği kazandırılmış ve dolar dünya parası haline gelmiştir.
Alınan bir diğer karar ise IMF (Uluslararası Para Fonu) ve Dünya Bankasının kurulması olmuştur. IMF’nin kuruluş amacı; savaş sebebiyle ekonomik çöküntü yaşayan ülkelerin iktisadi yapılarının düzenlenmesine finansal ve teknik destek sağlamaktır.
Dünya Bankası’nın kuruluş amacı ise; yıkılan şehirlerin tekrar kurulması, altyapının onarılması ve yenilenmesi için kredi desteği sağlamaktır. Bu iki kurum birlikte hareket eder.
Görünüşte son derece masum amaçlara hizmet eden bu iki kurum, küresel iktisadi işgalin araçları olarak hedefteki ülkeyi borçlandırarak yönetime müdahil olur. Yöneticiler direktif dışına çıkınca kredi muslukları kısılır ve ülke yönetimi itaate zorlanır. Zira devlet ve tüketim ekonomisine yönlendirilmiş olan halk borçludur.
Merkezleri Washington’da olan Uluslararası Para Fonu ve Dünya Bankasının büyük sermayedarları Musevi Rockefeller ve Rothschild aileleridir.
Bugün Filistin’de yaşananlara bir de bu zaviyeden bakılması güncelin daha iyi kavranmasını ve dünyanın zulme neden sessiz kaldığının daha iyi anlaşılmasını sağlayacağı kanaatindeyim.














