"Ormanlarımdan bir dal kesenin başın keserim!" demişti İstanbul’u fethederek Orta Çağı kapatıp Yeni Çağı açan Fatih Sultan Mehmet. Ne oldu da bu kadar ormana değer veren anlayıştan uzaklaşarak günlerdir yanan ciğerlerimiz olan ormanlarımızı koruma ve kollama konusunda yetersiz kaldık.
İzmir, Aydın, Muğla, Bolu, Uşak, Karabük’te oluşan ve yüze yakın farklı yerde eşzamanlı veya yakın zamanlı Yangınların çıkması düşündürücüdür. Komplo teorisine girecek değilim ancak devletin kendini koruma mekanizmaları mutlaka teyakkuz halindedir ve gereğini yapacaktır, diye düşünüyorum. Umarım tüm yangınların müsebbipleri bulunur ve gerekli ağır cezaları alırlar.
Eskiden Orman Muhafaza Memurları vardı ve adeta Orman onların evleri gibiydi. Şimdilerde de var üstelik teknolojik imkânları da bir hayli fazla. Dronlar, İnsansız Hava Araçları (İHA) vb. yöntemlerle mutlaka yangın çıkmadan tedbir alınmalıdır.
Piknikte mangalın düşmesi ile çıkan yangın görüntülerini içimiz acıyarak ve bu insanlara kızarak izledik. Kim bilir kaçıncı Mangal düşmesi sonucu çıkan Yangın…
Bolu Belediyesi nasıl sigara izmaritini atanları bile ekranlardan izliyor, yakalıyor ve cezalandırıyorsa, bu tipler de başlangıçta önlenerek cezaları zamanında kesilmelidir. Caydırıcı önlemlerin alınması ve yaygın biçimde bildirilmesi tedbir alınması konusunda çok etkili olacaktır.
Ormanlar bize mirastır, korunmalı, arttırılmalı ve gelecek kuşaklara artarak teslim edilmelidir, asla müsrif bir mirasyedi olunmamalıdır. Bilimsel araştırmalar, ağaçların birbirleriyle iletişim halindeki sosyal varlıklar olduklarını gösteriyor. Yani yanan ağaçlar candır. Ağaçlar da bir aile gibi davranıyor ve zor durumda kalan başka bir ağaca yardım ediyorlar. Ağaçların yanı sıra hafızalarımıza kazınan yanmış kelebek, tavşan, kaplumbağa, eşek manzaraları yüreklerimizi dağladı.
Atatürk bir gün köşkün hemen yanındaki çınar ağacını kesmeye çalışan bir bahçıvan ile karşılaşır. “Ağaç kesilmeyecek, bina kaydırılacak.” talimatını verir. İstanbul’dan getirilen tramvay rayları döşenir. Bina altına sokulan raylar üzerine oturtulur ve 4.80 metre civarında kaydırılır. Köşk yürütülmüş ve ağaç kurtarılmıştır. Bu anı tüm yurttaşa öğretilmelidir.
Her yıl 21-26 Mart tarihleri arasında Orman Haftası etkinlikleri olur ve kutlanır. Bu haftalar veya günlerde yapılan etkinliklerle konu derinlemesine anlatılmalı ve önemi ısrarla vurgulanmalı özellikle gençlerin katılımı azami seviyede sağlanarak anlam derinleştirilmelidir. Ancak bir haftaya zaten sığmayacak bu anlatım ve bilinç oluşturma çabası yıl boyunca sürdürülerek herkesin adeta ezberlemesi ve uygulaması sağlanmalıdır.
Eskiden kahverengi zarflar dağıtılırdı ve bizler hiç kuşkuya düşmeden, Kızılay’a, Yeşilay’a, THK’na bütçemiz oranında para koyardık. Kendimizi çok iyi hissederdik, devletin bir kurumuna gönül rahatlığı ile yardım ederken aidiyetimiz artar, keyiflenirdik.
Bir Milletin yurttaşlarında aidiyet duygusu azalmış yöneticileri umursamazlaştıysa o Millet için tehlike çanları da şiddetle çalıyor demektir. Bu olumsuzluklardan kurtulmanın yolu kurumların liyakatli ve vicdanlı insanlarla yönetilmesidir.
İnsanları; renklerini, ırklarını, dinlerini mevkilerini gözetmeksizin sevmeyi, doğadaki tüm canlılara yaşam alanı bırakmayı öğrenmeli ve özellikle yöneticiler ilke edinmelidir.
Yurttaşın en önemli kozu ve namusu olan seçme hakkını kullanırken adeta kuyumcu terazisini kullanır gibi dikkatli ve hassas olması da boynunun borcudur. Her şeyi bildiğini iddia etmeyip, bilenlerle çalışan, takım ruhunu benimseyen ve en önemlisi kendisini bu göreve vakfederek şahsi çıkar gütmeden ve zenginleşmeden çalışan, başarısını yönettiği kitlenin refah, huzur ve mutluluğunda bulan yöneticileri bulmak ve göreve getirmek aslında sorunun çözümünde de aktif rol almaktır.
Yetkililer ‘’çok şükür can kaybımız yok’’ diye açıklama yaptılar. Ne demek can kaybı yok! Bu açıklama bence yetersiz ve eksik… Dünyayı birlikte kullandığımız paydaşlarımızla ilgili de bilgi verilmelidir.
Maalesef, Can kaybı var! Ağaçlar, toprak, börtü böcek, yaban hayvanları, kuşlar, kelebekler, tavşanlar, eşekler, kaplumbağalar, tohumlar, her şey yok oldu gitti. Ne demek can kaybı yok!
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…
















Doğa'nın canına kıyanlar, aynısını yaşayarak acı içinde kalsınlar,canımız,canlarımız yandı, ARTIK YETER
Dilerimki doğaya kıyanların,sonları da aynı olsun,can kayıplarımız için iş adamlarından ve yetkili makamlardan destek bekliyoruz, saygılar...