Belediye Başkanları ve meclislerin tarafsız seçilmesini ve tarafsız kalması gerektiğine inanıyorum. Bu inanışımı savunmak için bazı kavramları açıklayarak onayınıza sunacağım.
Öncelikle Belediyenin tarifini yaparak görevleri ile devam edip beraberce siyaset ile ilişkisini sorgulayacağız.
Belediye; il, ilçe, bucak gibi yerleşim yerlerinde sokakların bakımı, temizlik, aydınlatma, su, esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerini gören, başkanı ve üyeleri seçimle gelen, tüzel kişiliği olan örgüt olarak tanımlanıyor.
3 Temmuz 2005 tarihinde kabul edilen 5393 sayılı Belediye Kanunu’na göre de tarifi şöyle; Belde sakinlerinin mahalli müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan ve organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan idari ve mali özerkliğe sahip kamu tüzel kişisini ifade eder.
Madde 13’e göre herkes ikamet ettiği beldenin hemşerisidir. Madde 14’te Belediyenin görev ve sorumlulukları yazılıdır. Bu görevleri arasında; imar, su, kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı, çevre ve sağlığı, temizlik, zabıta, itfaiye, defin vb. gibi hizmetler bulunur.
Bu görevler içerisinde siyasi bir yan var mı? Hizmetin siyaseti olur mu? Beldede insani yaşam koşullarının sağlanması siyasetten bağımsız tamamen vicdani, insani ve görev bilinci ile ilgili bir sorumluluk değil midir?
Yerel Seçim öncesinde adayların sorumluluk alma heves, şevk ve heyecanlarını görmemek ve takdir etmemek mümkün değil. Hizmete koşma isteği çok sevindiricidir.
Tüm aday adayları partililerce takdir ve tebrik edilmeli iken maalesef bazı yerlerde ‘’bu da nereden aday oldu diye küçümsemeler’’ hem parti etiği hem de insani açıdan talihsiz bir yaklaşımdır.
Size hizmet etmeye talip olanları tebrik etmek, insanidir, medenidir. Ordu evlerinde şöyle yazı vardı: ‘’ Size hizmet eden vatan evlatlarına saygılı olun.’’
Adayların mutlaka halka olan vaatleri ve projeleri de olacaktır. İyi niyetle ifade edecekleri projelerin gerçekçi ve uygulanabilir olma konusunda daha ciddi olmaları gereklidir.
Hedef; belde de insani yaşam standartlarını azami derecede artırmak üzerine olmalıdır. Bu anlamda her şehrin sorunu olan altyapısız, plansız, çarpık kentleşmenin önü mutlaka alınmalıdır. Halkın öncelikli sorunlarını çözmeden diğer tali hizmetlere yönelmek büyük hatadır. Tabii ki her kentin öncelikli sorunları farklılık gösterebilir. Narlıdere’nin öncelikli sorunu kentsel dönüşüm, yenileme iken Karşıyaka’nın sosyal hayatının daha canlandırılması, olduğu gibi…
Belediyecilik görevlerinin yapılması için güçlü bir yapısının da olması tartışılmaz önemli bir sorundur. Belediyenin güçlü olması konusunda kentin sakinleri ciddi katılım sağlayarak oluşturulacak Meclis yapısının liyakatli, hizmet üretme konusunda becerikli ve toplumsal menfaat düşüncesinde olanlardan oluşmasını sağlamalıdır.
Keza Merkezi Yönetim bu yönde adımlar atmalı, yerel yöneticilerin yetkilerini ve güçlerini artırıcı kararlar almalıdır.
Belediyeyi parti belediyesi olarak görmek bana göre yanlış ve sakıncalıdır. Bilindiği üzere, seçilenlere tüm partililerden oy verilebildiği gerçeği de vardır.
Partiler de belediyeleri arka bahçesi olarak görerek, çıkarları doğrultusunda kullanmaktan vazgeçmelidir.
Açıklamaya çalıştığım sakıncalardan dolayı partinin değil halkın belediyesi olunabilmesi için yerel seçimler muhtarlık seçimleri gibi bağımsız adaylar arasından yapılmalı ve seçilenler de partinin gücünden ivme kazanarak seçilmediğinden daha güçlü, bağımsız olacak ve daha serbest hareket edebilme gücünü kendinde bulacaktır.
Yereli yönetmek siyasi olmayıp tamamen hizmet odaklı bir görevdir.
Biraz hayal ederek yazdım, günümüz gerçeklerinden uzaklaşarak.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…













