Yazımda 12 Eylüllerde aslan demokrat kesilen ve hep oy kaygısı ile hesap içinde tribüne oynayan siyasilerin tutumundan esinlendim.
Şunu belirteyim ki; babam 12 Eylül darbesi ile görevinden alındıktan sonra siyasi hayatı sekteye uğramış ve ailece ağır maddi ve manevi kayıplarımız olmuştur. Ancak ben konuları bireysellikten uzak değerlendirmeyi tercih ederim.
Olayları oldukları dönemin şartları ile gözlemlemek doğru sonuç verir. Bugünün koşulları çerçevesinde tartışırsak sağlıklı değerlendirme olmaz. Dünyadaki olaylar, ülkenin içinde bulunduğu durum, toplumsal talepler gibi konular göz ardı edilmemelidir. Geçmişe gidelim…
1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra ABD, hoşnutsuzluğunu önce silah sonrasında ekonomik ambargo uygulayarak gösterdi. Sonucunda ülkemizde derin ekonomik kriz baş gösterdi ve siyasi istikrarsızlığı da yanında getirdi. Kahramanmaraş, Çorum ve Fatsa olayları başta olmak üzere üzücü etnik ve mezhepsel ayrışmaya dönük katliamlar yaşandı, siyasi kutuplaşmalar hızla arttı, Konya’da ‘’Kudüs Mitingi’’ ile şeriat istendi. Mahkemeler karar veremez, eğitim kurumlarında eğitim yapılamaz, hastaneler güvenlik içinde sağlık hizmeti veremez bir duruma düşmüştü.
Sanki her sokak, mahalle, köy, kasaba, il solculuk veya sağcılıkla tasnif ediliyordu. Yurt dışında da Ermeni terörünün diplomatlarımıza ölümcül saldırıları nefesimizi daha da kesiyordu. İstikrar ve liberalleşme programı olarak açıklanan 24 Ocak (1980) kararları da orta sınıfı zarara uğratarak yoksullaşmanın artmasına sebep oldu. ‘’Ülke 70 sente muhtaç’’ sözü o tarihlere aittir. Yaklaşık 6 yıl süren bu olaylarla siyaset kurumuna güven tamamen bitmiş, işçi, sendika ve öğrenci olayları artarak sürerken önemli kişilerin öldürülmesi kargaşayı daha da artırmıştı. Ardından Cumhurbaşkanı Korutürk’ün yerine seçilecek kişi ile ilgili sonu gelmeyen seçim turları ve sonuçsuz arayışlar ateşi daha da körüklüyordu.
ABD destekli ‘’Bayrak Harekâtı’’ olarak adlandırılan darbe de gelmekte artık nazlanmadı. Devamında, Kenan Evren’in imzasını attığı darbecilerden kurulu MGK’nın yaptığı 1982 Anayasası yüzde 92 gibi yüksek oyla kabul edildi.
O gün evet diyenlerin, sanki çorbada tuzu yokmuşçasına konuşmasını ve ahkâm kesmesini samimiyetsiz buluyorum. Çoğunluk gibi kolaycılığa kaçmayacağım ve bütünü görmeden yalnızca 12 Eylül sonrasını irdelemenin değerlendirmede eksik kalmasına neden olacağı gerçeğinden hareketle yazdım. Bu olayda kesinlikle Davacının tarafındayım ama bu tarafgirliğim, bazı gerçekleri söylemeyi engellememelidir.
İşkenceler, görevden almalar, baskılar, zulümler gibi insanlık dışı uygulamaları vurgulamak gereklidir, keşke bunlar olmasa idi, keşke idamlar olmasa idi.
Kimler 12 Eylülcüleri çağırmıştır, kimler darbe anayasasına evet oyu vermiştir, kimler ülkenin iç karışıklıklarla boğulmasını istemiştir sorularının cevabı verilmeden sağlıklı bir analiz yapılamaz.
Nihayetinde, gücün çekim gücüne kapılanlar yani güce tapanlar eninde sonunda o güç tarafından da bertaraf edilirler. Birçok insanın güce tapma gibi bir zafiyeti olmasına rağmen bazılarının yönlendirmeye karşı bir tepki verme özelliği de vardır.
Ancak; sağlıklı ve çıkarsız düşünen, demokrasiyi özümsemiş, adalete özde bağlı ve hümanist birey hiçbir zaman gücün, güç odaklarının yanında yer almaz. Keza yönlendirmeye karşı olan bireyler kazanma dürtüsü veya kaybetme kaygısı içerisinde olmazlar, hesap ise hiç yapmazlar, yalnızca inandığı doğruların peşinde koşarlar, her ne pahasına olursa olsun.
Artık, askeri darbeler olmasın ama sivil darbeler de olmasın…
Saygılarımla, sağlıcakla kalın…















O gün,ben 10 yaşında idim,o zamanki ürkekliğimle çok korkmuş ve şaşırmıştım.Her apartmanın,evlerin ve dükkanların başında askerler vardı.Çocuk aklımla bizi koruyorlar diye düşünmüştüm, kendini emniyette hissetmiştim fakat o kadar gencin,siyasilerin, suçsuz insanların katlediğini, büyüyünce öğrenecektim.Keşke siyasiler askerlere,askerler de siyasilere mudahele etmek zorunda kalmasa,neyi paylaşamadık bilmiyorum, Atatürk'ün fikirlerini unuttuk, Amerika 'nın,Rusya'nın, Arapların peşine takıldık,meçhule doğru gidiyoruz,sonumuz hayr olsun.Saygılarımla...