Fabrika ayarlarına sıfırlama işlemine "biçimlendirme" veya "tam sıfırlama" da denir.
Özellikle telefonlarda bulunan ‘’fabrika ayarlarına dön!’’ işlemini yaptığınızda bütün hataları ve yanlış düzenlemeleri tamamen silerek eski ayarlarına dönüyor.
Bıçağın kemiğe dayandığı zamanımızda artık en ihtiyacımız olan komut şudur; ‘’Türkiye’m fabrika ayarlarına dön!’’
Büyük bir kırılganlık yaşıyoruz. Kimse mutlu olmadığı gibi üstelik büyük karamsarlık içerisindeyiz, mutsuz ve kızgınız, geleceğe dair endişelerimiz had safhada.
İnsanı, canlılardan ayıran özelliklerden olan; akıl, düşünme, vicdan, empati, sevgi, dürüstlük gibi çok değerli kavramların ancak tarifleri ile kalarak anlamsızlaştırıldığı bir dönemdeyiz. Yakında anlamları da değişirse şaşırmamalıyız.
Etnik, mezhepsel ayırımın mimarlarının her zaman işbaşında olduğunu ve açıktan nifak tohumları yaydığını bilmeyen artık yoktur. Ancak hala fark edilemiyorsa onların başarısından ziyade bizim aymazlığımızdan ya da hainliktendir.
‘’Yanıldık, kandırılmışız vb.’’ şeklindeki sözler devlet adamlığına ve ciddiyetine sığmadığı gibi aynı zamanda da aslında suç teşkil eder. Yanılmanın, kandırılmanın bir bedeli olmamalı mı?
Ülkemizin bağımsızlığı emperyalist güçlerce, Amerika, Rusya başta olmak üzere tehdit altındadır. Bazılarının beğenmediği ama dünyanın takdir ettiği gerçek lider 1920’de ne demiş;’’ Bir Millet, kendi kuvvetine dayanarak, varlığını ve bağımsızlığını temin etmezse şunun bunun oyuncağı olmaktan kurtulamaz.’’ Hiç yanılmamış, hiç kandırılmamış bir Lideri unutturmaya çalışanlar, yanılmışız, kandırmışlar diye daha çok söylenirler. Vakit geç değil, çözüm; Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönmekten ve Kemalizm’e sarılmaktan geçer.
Liderin belirttiği üzere, kendi kuvvetine dayanmak anlamında, ulusal savunma sanayiindeki olumlu gelişmelerin olması sevindiricidir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra uygulanan silah ambargosu sonrasında TSK’nın yaşadığı olumsuzluklar üzerine ders çıkartılması ve önce birkaç rütbeli subay tarafından oluşturulan sonrasında da 1987 yılında Vakfa dönüştürülerek Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) ismi altında ulusal savunma sanayiinin gelişmesi gelecek için ümit vermektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulan uçak fabrikası ve silah sanayii gelişimine devam edilebilseydi 1974 sonrası krizi de yaşamadan atlatılmış olunacaktı.
Türkiye, coğrafi konumu ve stratejik konumundan ötürü askeri bakımdan güçlü olmak ve dolayısıyla dinamik bir orduya sahip olmak zorundadır. Güçlü Ordu da ancak üstün teknolojiye haiz savunma sanayi ile mümkün olabilir. Son dönemde bu yöndeki çalışmaları yok saymamakla birlikte yerli ve milli savunma sanayiinin gelişiminin çağın da ilerisinde olma ihtiyacı vardır.
Bozulan bir ayarımız da empati (duygudaşlık) yapabilme yetimizin kayboluşu. Keza, bazılarında da öyle bir ego oluşmuş ki, ‘’ben bilirim, en büyük benim, en iyi ben konuşurum, en iyi yerlere ben layığım, âdeta ‘ben’ manyağı olmuş o kadar çok insancık var ki… Hâlbuki yolun sonunda iki metre yerde yatıyoruz, ölüm var, unutmamak lazım…
Bu konuda Mustafa Kemal 1909’da ‘’ “Büyüklük odur ki kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için gerçek ülkü ne ise onu görecek ve o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, seni yoldan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen burada direneceksin. Kendini büyük değil, küçük, araçsız, hiç telakki edecek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacak, ondan sonra da sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin.” demiş…
Anladınız mı ‘ben’ manyağı egosu tavan çok büyük adamlar? Nasıl büyük olunuyormuş. Şunu belirtmemde fayda var. Atatürk çok nahif olduğundan ‘kimseye iltifat etmeyeceksin’ demiş, meali aslında kimseye yalakalık, yağcılık yapmayacaksındır.
Fabrika ayarlarına; yönetimsel, toplumsal ve bireysel döner miyiz bilemem ama gittiğimiz yol yol değildir.
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…














