Albay Süleyman Fethi Bey’in 15 Mayıs1919’da Yunanlılar tarafından şehit edilişini Aziz Nesin şöyle anlatır;
‘’Tam 22 kez… Evet, 22 kez Yunan Subayı, Fethi Beyin karşısına dikilip, O’nu ‘’Zito (Yaşa) Venizelos’’ diye bağırmaya zorladı.’’ Defalarca süngüleyerek Üsküdarlı Albay’a ‘’Zito Venizelos’’ dedirtemediler.
‘’Rengin mübarek ecdat kanının rengidir’’ diye şeref ve sorumluluğu temsil eden Sancağa atfen okunan bu sözler işte bu ecdadımızın kanlarının rengidir.
Oturuyorsanız kalkıp selam duracaksınız, Aziz Şehidimize… Veya Narlıdere Askeri Şehitliğindeki mezarını ya da Emir Sultan’da Türbedeki sembolik mezarını ziyaret edin…
Gelelim üç sene sonrasına…26 Ağustos 1922 günü saat: 04:30’da Yunan mevzileri top atışları ile dövülmeye başlanmış, kritik arazi olan Tınaztepe ele geçirilmiş ve harekât başarı ile sürmektedir. Ancak; Çiğiltepe’de Yunan birliği Türk taarruzuna karşı direniyor ve tepe alınamıyordu.
Durumu öğrenmek için Albay Reşat beyi telefonla arayan Gazi Paşa yarım saat içerisinde tepenin alınacağı cevabı üzerine rahatlıyordu. Verilen süre geçmesine rağmen yine de bir türlü tepe ele geçirilemiyordu.
Gazi Paşa tekrar süre geçtikten sonra aradığında telefona çıkan er Albay Reşat Beyin verdiği sözü yerine getiremeyince intihar ettiğini söylüyordu.
Üç yıl sonra artık gün olmuş devran dönmüştür, süngüyle ölen Albay ile görev uğruna intihar eden Albay aynı duygularla Şehadete ermiştir. Ama artık Millet makûs talihini yenmiştir. Zafere inandılar, savaştılar ve yendiler… Bir Hilal uğruna ne güneşler batmıştı. Bayrağa dil uzatanlar iyi düşünsünler, ya aymazlar ya haindirler.
Albay Reşat’ın bu onurlu hareketi Türk askerinin yurt sevgisinin ne kadar yüksek olduğunu göstererek, diğer nesillere de örnek teşkil edecektir. Bugünün siyasetçilerine pek örnek olamamış ki verilen onlarca sözün yerine getirilmemesine rağmen bırakın intihar etmeyi koltuğu bile bırakacak kadar onuru ve cesareti olamayan azımsanamayacak kadar çok siyasetçinin olduğu bilinen bir gerçektir.
30 Ağustos’ta savaşın bizzat içinde olarak yöneten Başkomutan Mustafa Kemal günün sonunda kazanan olarak ölü yığınları arasında gezerken yerde Yunan Bayrağını görür ve ‘’ Bir Ulusun bağımsızlığının alametidir, kaldırın’’ der. İşte Bayrağa olan tutkunluğumuzun bir diğer nedeni daha…
Öyle bakmayın yeni Başkomutan veya Yeni Devlet kuruluyor safsatalarına. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, savaş meydanlarında bizzat bulunarak savaşan ve ‘’ Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır’’ diyen Başkomutan Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından kurulmuştur ve sonsuza kadar sürecektir.
Ulus devlet ve laik yapı ortadan kaldırılırsa emperyalist ülkelerin kölesi olmak kaçınılmazdır. Batının bu sinsi planını fark eden TSK en büyük düşman olarak etkisiz hale getirilmeliydi. Bu yüzden, TSK uydurma Balyoz, Ergenekon, Casusluk vb. davalarla etkisizleştirilmeye çalışılmış ve halk ise izlemekle yetinerek yaklaşan tehlikeyi hiç önemsememiştir. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler için yılanlı günler maalesef çok yakındır.
Asker yaşadığı bu ahlaksız ve hukuksuz davalardan ders çıkarmalıdır. Göstermelik ve günü kurtarmadan ibaret olan tüm faaliyetler terk edilmelidir. Toplumun her kesimi ile bütünleşmeli ve halk ile her fırsatta kucaklaşmalıdır.
Rütbeliler çok iyi savaşçı olmalı, tarihi bilmeli, sosyal olmalı, stres kontrolünü başarmalı, tercihen biri Kürtçe veya Arapça olmak üzere en az iki lisan bilmelidir.
Emekli Askerler de siyaseten sorumluluk almalı ve toplumla bütünleşmelidir, kendi kurdukları derneklere, orduevleri ve sosyal tesislere sıkışıp, toplumdan uzak kalmamalıdırlar.
Selam olsun Albay Süleyman Fethi’ye, Albay Reşat’a ve kahraman binlerce Şehidimize ve Gazimize. Selam olsun Gazi Mustafa Kemal’e…
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…














Sayenizde çok iyi bilgilendik olayları detayları ile çok iyi anlatmışsın Emeğinize sağlık sayın gürsel özgüz.
Teşekkürler,Özgür Albayım.
ibret alınması gereken çok iyi anlatılmış olaylar dizisi. Teşekkürler gürsel özgür.