Atatürkçülük yaşam biçimidir, söylemlerden ziyade Atatürk ilkelerinin yaşantısında da bizzat uygulanmasıdır.
Önceleri hakaret eden ve küfür eden, unutanların, şimdilerde Atatürk’e kurtarıcı olarak sarılmasının inandırıcılığı olmadığı, sözleriyle icraatlarının (Öz’lerinin) tamamen zıtlığından da anlaşılmaktadır. Bu tipler zarar vericilerdir.
Atatürkçülüğe zarar veren diğer bir kitle de İdeolojiyi kendi çıkarları doğrultusunda abartılı olarak kullananlardır. Yani adeta rozet Atatürkçüleridir bunlar.
Ortak değerimize zarar vermişlerdir. Oysaki milletleri millet yapan ortak değerlerin çoğaltılması hedef alınmalıdır. Ne kadar azaltırsanız o milleti zayıflatmanız, ayrıştırmanız ve yıkmanız o kadar kolaylaşacaktır.
Atatürk’e sistematik bir şekilde saldırının arttığı son yıllarda O’ndan medet ummak açıkça takiyyeciliktir, inandırıcı olamadığı gibi itici de olmaktadır.
Bu ortamda, hüzün mevsiminde, çok derinden yaralandığımız bir 10 Kasım’da Atamızı anacağız. Belki bilenler vardır, ama ben çok duygusal ve anlamlı bulduğumdan, Sunay Akın’dan bir anıyı aktaracağım:
Atatürk’ün naaşı İstanbul’dan ayrılıyor, Ankara’ya götürülecek. İnsanlar üzüntülü, hüzün var her yerde…
Karaköy’den geçerken birdenbire, ‘Çıt’ diye bir ses, Çıt! Çıt! Çıt! Aa! Gökyüzünden düğme yağdı…
Atatürk’ün o Bayrağa sarılı tabutuna düğme yağdı. Rengârenk düğmeler! Düğme yağıyor! Çıt! Çıt! Düğme yağıyor!
Herkes yukarı bakar!
O caddedeki dükkânlarda, bürolarda Türkiye Cumhuriyeti’nin Yahudi Vatandaşları var pencerelerde…
Ve ülkenin Yahudi Vatandaşları; liderlerini, bu güzel insanı kendi matem geleneklerine göre ‘’gömleklerinin ceketlerinin düğmelerini kopartarak’’ uğurluyorlar.
Nasıl bir görüntü, atların çektiği top arabasında Mustafa Kemal Atatürk’ün tabutu ve üstüne rengârenk düğmeler yağıyor, pencerede ise gözü yaşlı insanlar…
Gömleklerinin, ceketlerinin düğmelerini kopartarak uğurlama ne demekmiş biliyor musunuz? ‘’ Ben senden sonra eksiğim’’ demekmiş…
O tarihten sonra hep eksik kaldığımız, özgürlüğümüzü sayesinde kazandığımız, onurumuzu koruduğumuz ve her zaman yolundan yürüdüğümüz ve yürüyeceğimiz Atatürk ve Silah arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyorum.
O ‘’Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (yaşayacaktır)’’ demişti. Ancak toprak olsa da yaşadığını devrimleriyle, düşünceleriyle her zaman hissediyor ve ateş çemberinde olan ülkeler yanında ayakta ve dimdik durabiliyorsak, O’ndan kaynaklandığını herkes biliyor.
Türkiye Cumhuriyetini gençlere emanet edip, onları Cumhuriyetin bekçisi ve sahibi yaparak da sonsuzluğa ulaşmanın temelini atmış ve güvendiği gençlik de eserlerine sahip olma iradesini göstermiştir.
Hiçbir zaman milletin bağrından bu sevgiyi koparamayacaklar ve Karşı Devrimciler tüm denemelerinde hep kaybedeceklerdir…
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…















Kalemine yüreğine sağlık Harika bir degerlendirme Almanya'da selam ve sevgiler
Kalemine , yüreğine sağlık Komutanım...
Teşekkür ederiz Gürsel bey, TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN LÂİK VE BAĞIMSIZ BİREYLERİ OLMAKTAN GURUR DUYUYORUZ, NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE