9 Eylül 1922 bir Milletin küllerinden dirilişinin tarihidir. Yedi düvel düşmanla birçok cephede göğüs göğse savaşarak kazanılan zaferin sonucunda Emperyalistler bir daha dönmemek üzere defolup gitmişlerdir.
İşgalin başından ve sonundan olmak üzere iki önemli şahsiyetimizi saygıyla anarak hatırlatacağım. Kahramanlarını unutan Milletlerin birbirine bağlılık harcında çatlamalar olur. Bu demans hali, yok olup gitme tehlikesini beraberinde getirir, unutulmamalıdırlar.
Yunanlıların 15 Mayıs 1919 Perşembe günü, Rumların ‘’Zito’’ naraları arasında İzmir’e çıkmaları Türk tarihinin en acı olaylarından biridir.
Ertesi gün M. Kemal Samsun’a yola çıkacak ve bu zulmü yaklaşık 3,5 yıl sonra sonlandıracaktır.
Tarihimizin acıklı olaylarından biri olan işgal esnasında karşı çıkan bir Albayın kahramanca şehit edilişini Aziz Nesin kitabında şöyle anlatır:
Yunan Subay, Albay Süleyman Fethi’ye sıra geldiğinde ‘’Zito (Yaşa) Venizelos dememesi üzerine sinirlenir ve omzundaki rütbeyi sökmek ister. Fethi Bey ‘’Onları sen takmadın ki sen sökesin’’ diye tersler ve söktürmez.
Yunan Subay bunun üzerine sinirlenir ve emriyle Efzun eri Fethi Beyin göğsüne dayalı süngüyü ittirir. İkinci, üçüncü kez süngüleme devam eder. Ve tam 22 kez süngülenir ama Üsküdarlı Albaya ‘’Zito Venizelos’’ dedirtemezler. Fethi Bey ayaklarının dibine göllenmiş kanının üstüne düşer.
Üsküdarlı Albayın, ölüme gözünü kırpmadan giden ulvi davranışını, yaklaşık üç buçuk yıl sonra, Annesi Trabzon Maçkalı Babası Kırımlı olan Yüzbaşı Konaktaki Hükümet binasının gönderine Türk Bayrağını çekerek taçlandırıyordu.
Kordonda nal sesleri yankılanırken bir Rum çetesi içinden, Hükümet konağına ilerleyen Süvarilerin başındaki Yüzbaşı Şerafettin’e doğru bir bomba atılır ve Yüzbaşı kanlar içinde kalır.
İki derin yara almasına rağmen yaralarına aldırmaz ve ‘’ Artık ölsem ne gam! İzmir’i kurtarmıştık ya! Bu şerefin öncüleri biz olmuştuk ya!’’ diye gururlanır.
Başka bir ata biner ve Hükümet Konağına ulaşıldığında yanında Teğmen Ali Rıza (Akıncı) ve Teğmen Hamdi (Yurteri) Beyler olmak üzere balkona çıkar ve Türk Bayrağını göndere çekerler. Saat: 10.30’dur ve kimisi ağlarken kimisi sevinç çığlıkları atar.
Yüzbaşı Şerafettin’in boynundan aldığı yara daha sonra onun Parkinson hastası olmasına neden olur. Eşinin vefatından sonra İstanbul’da Gureba Hastanesine yatar.
Bir gazeteci ile söyleşisinde mütevazı haliyle’’ Ben vatan borcumu herhangi bir Türk Subayı gibi yapmış bulunuyorum. Benim yaptığım nedir ki? Bir vatan ve askerlik vazifesinden ibaret değil mi?’’
Soyadı Kanunu çıktığında Mustafa Kemal tarafından İzmir Fatihi olarak anılan kendisine ‘’İzmir’’ soyadı verilmiştir.
Selam olsun Albay Süleyman Fethilere, Yüzbaşı Şerafettinlere ve adsız nice kahramanlara, bu cennet vatan uğruna korkusuzca merminin üzerine yürüyenlere…
Anadolu devrimcileri yaşamlarının her alanında Yüzbaşı Şerafettin gibi davranmaya devam etmeli ki, alınları ak, başları dik olsun…
Kutlu Olsun 9 Eylül!
Sağlıcakla kalın, saygılarımla…














